Dünyanın en seksi kadınları…

Kadınların seksi bulduğu 25 erkek

Dünyanın en seksi 100 kadını

Amine Gülşe

Bilimin Hala Açıklayamadığı Antik Uygarlıklara Ait 10 İnanılmaz Benzerlik

ORTAYA KARIŞIK Nisan 5, 2016
1.431

Geçmiş uygarlıkların ayrı ayrı ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıktığı teorisi bilim insanları arasında oldukça yaygındır. Fakat öyle inanılmaz bulgular var ki, bilimcilerin bu teorisi hakkında hem şüphe uyandıracak, hem de benzerliklerimizi, etkileşimimizi ortaya koyacak cinsten…

Birbirinden bağımsız olarak devam eden araştırmalar ve bilimsel çalışmalar, belirli bazı simgelerin tarih öncesi antik kültürlerde ortak kullanıldığını ortaya koyuyor. Bu da aynı evrensel bilgileri ve küresel sistemi, birbirlerinden habersiz (!) olarak nasıl paylaştıkları sorusunu akla getiriyor. Tarihin yeni baştan yazılması için pek çok neden var. Bu listede tarih öncesi medeniyetlerin, aralarındaki mesafe ne kadar uzak ve birbirlerinden ne kadar farklı kültürler, olursa olsunlar; toplumların sanki böyle bir ayrım yokmuşçasına evrensel olarak paylaştıkları bilimsel ve teknolojik benzerlikleri bulacaksınız.

Kayıp bir teknolojinin ürünü: gelişmiş antik metal kenetler

aciklanamayan teknoloji

Tüm zamanların çözülememiş en büyük gizemlerinden biri. Megalitler, tapınaklar ve diğer tarih öncesi anıtlarda keşfedilen antik metal kenetler… Mimarlar, büyük ve ağır taş blokları yerinde tutmak ve sabitlemek için neden böylesi küçük metal kenetlere ihtiyaç duymuşlardı? Yivli T biçimli kenet kullanımı Bolivya’dan Kamboçya’ya, Mısır’dan Japonya’ya, Hindistan’dan Tunus’a kadar pek çok antikçağ anıtında ve panthenonlarda bulunuyor. Bazı bilim insanları bunların törensel etkinlikler için kullanıldığını söylerken, bazıları da, blokların doğru pozisyonda sertleşmesini sağlamaya yaradığını söylüyor. Bu metal kenetler, modern mekaniklerin yapamadığı şekilde devasa taş blokları itinayla bir arada tutmaya devam ediyor.

Piramitlerin yapılış amacı tam açıklanamadı

piramitlerin yapilis amaci

Kesin olarak bildiğimiz “çok amaçlı” yapılar oldukları… Sadece anıt mezar olarak kullanılmıyorlardı ve/veya tek amacı bu değildi. Piramit denince akla ilk gelen Antik Mısır olsa da, aynı çağlardan kalma bu yapılara Türkiye’den Çin’e, Amerika’dan İtalya’ya, Endonezya’dan Fransa’ya, dünyanın neredeyse tamamına yayılmış bir coğrafyada rastlanıyor. Piramitlerin yalnızca anıt mezar oldukları düşüncesine tezatla, eski mısır bilimcileri için mısır piramitleri hala gizemini koruyor. Bazı bilimciler piramitlerin garip enerji özelliklerini incelerken, bazıları da bu yapıların astronomik olarak Sirius gibi bazı yıldızlarla hizalanmış olmasını araştırıyor. İşin gerçeği, piramitlerin hangi amaçlarla inşa edildikleri hala açıklanabilmiş değil.

Taş gömütler arasındaki çarpıcı benzerlik

tas gömütler
Bu kadim taş gömütler, evrensel düşüncenin bir başka somut örneği… Bu kültürleri birbirinden ayıran mesafeye rağmen antik geleneklerin ortaklığına dair açık kanıt İrlanda’dan İsrail’e, Almanya’dan Kore’ye uzanan gömütler… Bu anıtların mimar ve inşaatçılarının birbiriyle tümüyle alakasız ve tanışmayan kişiler olduklarını da akılda tutmak lazım. Anıt mezar olarak kullanılan bu taş gömütler, genelde tek odalı, büyük, düz ve yatay bir kapak taşıyla desteklenmiş iki veya daha çok dik taş sütunlarla oluşturulan ve daha pek çok kompleks varyantları olan bir yapı türü. En erken döneme ait taş gömütlerin ne zaman, neden ve kim tarafından yapıldıkları belirsizliğini koruyan bir başka konu.

Prehistorik kaya sanatındaki el motiflerinin gizemi

motiflerin gizemi
Kayalarla elim sende oynamak… Fransa’dan Arjantin’e, Borneo’dan Avustralya’ya uzanan bir coğrafyada kaya sanatlarında tasvir edilen eller dünyanın her yanına yayılmış. Bunları yapan sanatçıların birkaç farklı teknik kullandıkları tespit edilmiş. Kayanın üzerine konulan el bir şablon gibi kullanılıp, ağıza alınan kömür boyasının doğrudan veya bir kamış yoluyla püskürtülerek, bir fırça yardımıyla elin ana hatlarını kayanın üzerine çıkartarak ya da elleri boyayıp, kayanın üzerine yapıştırarak… Bu el resimleri çocuklar, kadınlar ve erkeklerin ortak çalışmaları… Kullanılan metot ne olursa olsun, el resimleri kaya sanatının en yaygın unsurlarından biri…

Svastika’nın antik sırları

svartika
Günümüzde daha çok Nazi Almanyası’yla ilişkilendirildiği için kötü şöhrete sahip bu gamalı haç sembolünün, adı Sanskritçe ve anlamı “iyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak” halbuki. Svastika’nın dört kolu, dört temel elementi (ateş, su, hava, toprak) temsil eder ve bu kozmik güçlerin simgesi olarak evrenseldir. Hinduizm ve Budizm’de kutsal bir semboldür ama bunun dışında da Etrüskler, Yunanlılar, Romalılar, Galyalılar, Keltler gibi tüm kadim Avrupa kültürlerinde köken itibariyle aynı yüksek manevi değeri taşır. Svastika, Orta ve Güney Amerika medeniyetlerinde özellikle Mayalar ve Navarrolar’da olduğu kadar Selçuklu ve Osmanlı dönemlerindeki halı kilim motiflerinde ayrıca süsleme resimlerinde ve hat sanatında da kendine yer bulur.

Sfenkslerin varoluş amacı ortak

varolus amaci
Sfenks adıyla bilinen insan kafalı, aslan gövdeli figürler, insanlığın hafızasındaki en eski simgelerden biri… Kutsal yerlerin gözcüsü, hayat sırlarının koruyucusu, bilginin bekçisi, bilmece ve entrikaların gizem dolu sembolik yaratığı… Yunan ve Mısır uygarlıklarının bu sembolle derin bağları var. Bir efsaneye göre; sfenks yalnız hakikat için ölür; çünkü onun algısına göre, biricik olan yegane şeydir hakikat… Bilinen en eski sfenks Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe’de bulundu. 9.500 sene öncesine tarihlendiriliyor. Antik Mısır ve Babil’de sfenks kutsal kabul edilen tapınakların ve kral mezarlarının girişinde yer alan koruyucu muhafızlardır.

Dil çıkartan figürler neye delalet ?

dil cikaran
Hollanda’dan Yeni Zelanda’ya dünyanın çok çeşitli bölgelerinde bulunan dili dışarıdaki bu antik figürler ne anlama geliyor? Bazı kültürlere göre, saygının göstergesi sayılırken, bazı kültürlerde düşmanı yıldırmaya yönelik güç ve şiddet içeren bir işaret.

Peki, bu kozalaklar neye işaret ?

ya bu kozalak
Kozalak, hem modern hem antik sanat ve mimarideki en gizemli sembollerden… Antik kültürde ruhani aydınlanmanın en yüksek mertebesini ifade ettiği düşünülüyor. Endonezya, Babil, Eski Mısır ve Yunan, Roma ve Hıristiyanlık gibi çeşitli kültürlerde bu şekilde tanımlanmış. Ayrıca, Hürmasonluk, Teozofi, Gnostisizm ve Ezoterik inançlarda, bu geleneğe bağlı çizimlerde ortaya çıkar. Çam kozalağı hepsinde aynı derin anlamı taşıyor. Hepimizin sahip olduğu fakat gizli ve körelmiş bir organ: “Epifiz bezi” ve/veya “üçüncü göz”ün simgesi.

Din görevlileri

din görevleri
Erken dönemlerden beri, dünyamızda önemli bir rol oynuyorlar… Bunlar en temiz ve samimi ifadesiyle antik bilgeliğin bekçileri… Antik çağlarda tanrı/çaların teskin edilmesi için yapılan kurban ayinleri ve dini törenleri yönetme yetkisi onlarda… Aynı zamanda astronomi ve matematik bilgisine sahiplerdi, bilimle de uğraşıyorlardı (en basitinden takvimlerin oluşturulması ve takip edilmesi gerekiyordu). Meksika’dan Mezopotamya’ya, Mısır’dan Hindistan’a uzanan bir coğrafyada bu gücü elinde bulunduranlar; kime göre, neye göre, nasıl ve ne amaçla birbirine benzer şekillenmişlerdi? Toplumsal hayatı nasıl düzenliyorlardı? Neden bu derece önemliydiler? Onları diğerlerinden farklı kılan insanüstü varlıklar olduğuna inanılıyordu ama bunu destekleyen özellikler gerçekten var mıydı?!

Spiral motifin alamet-i farikası

spiral
Spiraller, istisnasız bütün antik çağ kültürlerinde görülüyor. Her bir kültürde aynı şekilde çizilmiş, kazınmış ya da oyulmuş en evrensel sembol. Ruhsal uygulamalarda kullanıldığı bilinen bu sembol “büyüme ve evrimin kozmik modeli” olarak tanımlanıyor. Spiral bir tanrıçadır, rahimdir, bereket ve yaşam gücü enerjisini temsil eder, doğal dünyamızı yansıtır. Spiral insan fizyolojisi, bitkiler, mineraller, hayvanlar, enerji kalıpları, hava durumu, büyüme ve ölüm döngüsünü simgeler. Nasıl oluyordu da, kıtalararası okyanus aşırı seyahatlerin mümkün olmadığı bir çağda, birbirinden habersiz olarak toplumlar yakın tarihsel periyotlar içinde ya da eşzamanlı olarak aynı simgeleri, aynı ortak anlamlarla örtüştürüyorlardı? Taş Devri’nden beri insanlığın geçirdiği devirler dünya genelinde aynı anda yaşanmamıştı fakat nasıl olmuştu da, bu semboller bu derece ortak hale gelmişti? Eski Dünya’nın (Asya, Avrupa, Afrika) Yeni Dünya’dan (Amerika-Avustralya-Yeni Zelanda, Kutup Bölgeleri) haberi yoktu hani?

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.